Giriş
Anksiyete bozuklukları, toplumda en sık görülen psikiyatrik bozukluk grubudur ve TUS'ta düzenli olarak sorulur. Bu başlığın zorluğu, birbirine benzeyen tabloların ince farklarla ayrılmasındadır: yaygın anksiyete bozukluğunun sürekli endişesi, panik bozukluğun aniden gelen atakları, fobilerin belirli bir nesneye yönelik korkusu ve agorafobinin kaçış zorluğu sınavda kolayca karıştırılır. Bu yazıda her tabloyu DSM-5 ölçütlerinden tedaviye kadar, ayırt edici noktaları öne çıkararak ele alıyoruz.
Tanım ve DSM-5 Tanı Kriterleri
Anksiyete, gerçek ya da algılanan bir tehdide karşı verilen, bilişsel ve bedensel belirtilerle seyreden tedirginlik halidir. Patolojik düzeye ulaşıp işlevselliği bozduğunda anksiyete bozukluğundan söz edilir. DSM-5 bu grubu tek bir tablo değil, birbirinden farklı ölçütleri olan birkaç tanı olarak ele alır:
| Bozukluk | Çekirdek özellik | Süre ölçütü |
|---|---|---|
| Yaygın anksiyete bozukluğu (YAB) | Birçok konuda kontrol edilemeyen sürekli endişe | En az 6 ay |
| Panik bozukluk | Yineleyen, beklenmedik panik atakları + öngörü anksiyetesi | En az 1 ay süren kaygı |
| Özgül fobi | Belirli bir nesne/durumdan aşırı korku ve kaçınma | En az 6 ay |
| Sosyal anksiyete bozukluğu | Değerlendirilme/utanma korkusuyla sosyal kaçınma | En az 6 ay |
| Agorafobi | Kaçışın güç olduğu ortamlardan korku ve kaçınma | En az 6 ay |
Yaygın anksiyete bozukluğu için DSM-5, en az altı ay boyunca çoğu gün süren, kontrol edilmesi güç aşırı endişeyi arar. Bu endişeye huzursuzluk, kolay yorulma, konsantrasyon güçlüğü, irritabilite, kas gerginliği ve uyku bozukluğundan en az üçünün eşlik etmesi gerekir.
Panik atak ise tanının kendisi değil, bir yapı taşıdır: dakikalar içinde doruğa ulaşan yoğun korku nöbetidir. Çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, göğüs ağrısı, baş dönmesi, paresteziler, gerçek dışılık hissi ve ölme ya da çıldırma korkusu gibi belirtiler içerir. Panik bozukluk tanısı için bu atakların yineleyici ve beklenmedik olması, ardından da en az bir ay süren yeni atak gelme korkusunun (öngörü anksiyetesi) bulunması gerekir.
Klinik
Anksiyete bozuklukları kadınlarda erkeklere göre yaklaşık iki kat daha sık görülür ve sıklıkla depresyonla birlikte bulunur. Hastalar genellikle bedensel yakınmalarla başvurur; çarpıntı, nefes darlığı, sersemlik ve gastrointestinal şikayetler nedeniyle önce dahili veya kardiyoloji polikliniklerine giderler.
Klinik tablolar birbirinden net biçimde ayrılır. YAB'da kaygı yaygın ve süreğendir; hasta neredeyse her konuda "kötü bir şey olacak" beklentisi taşır. Panik bozuklukta ise tablo epizodiktir; ataklar gök gürültüsü gibi aniden gelir, kısa sürer ve aralarda kişi atak gelmesinden korkar. Özgül fobide korku tek bir nesne ya da duruma (yükseklik, kan, hayvan, uçak) bağlıdır ve maruz kalınca neredeyse her seferinde tetiklenir. Sosyal anksiyete bozukluğunda korkunun odağı başkaları tarafından olumsuz değerlendirilmektir. Agorafobi, otobüs, kuyruk, kapalı alan, kalabalık gibi kaçışın zor olacağı ortamlardan korkmayı içerir ve sıklıkla panik bozukluğa eşlik eder.
Ayırıcı Tanı
Anksiyete bozukluğu tanısı koymadan önce, belirtileri taklit eden organik nedenlerin dışlanması şarttır. Sınavda en sevilen tuzaklar şunlardır:
- Hipertiroidi: Çarpıntı, terleme, titreme, sıcağa tahammülsüzlük ve huzursuzluk anksiyeteyle birebir örtüşür; yeni tanıda TSH bakılmalıdır.
- Feokromositoma: Ataklar halinde gelen çarpıntı, terleme ve baş ağrısı panik atağı taklit eder.
- Aritmiler ve kardiyak iskemi: Çarpıntı ve göğüs ağrısı panik atağıyla karışır.
- Kafein, amfetamin, kokain kullanımı ya da alkol/madde yoksunluğu anksiyete tablosu yapabilir.
Psikiyatrik ayrımda öne çıkan noktalar: Panik bozukluk ile kalp hastalığı ayrımı klinikte kritiktir. Obsesif kompulsif bozukluk ve travma sonrası stres bozukluğu DSM-5'te artık ayrı başlıklar altında sınıflanır, klasik anksiyete bozukluğu grubunda değildir; bu güncel sınıflama farkı sınavda sorulabilir. Ayrıca depresyonla yoğun örtüşme nedeniyle, çökkün duygudurumun ön planda olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Tedavi
Anksiyete bozukluklarında tedavinin temelini SSRI/SNRI grubu antidepresanlar ve bilişsel davranışçı terapi (BDT) oluşturur; en iyi sonuç ikisinin birleştirilmesiyle alınır.
Farmakoterapide kritik noktalar:
- Birinci basamak ilaç SSRI'lardır (essitalopram, sertralin, paroksetin gibi); YAB, panik bozukluk ve sosyal anksiyete bozukluğunun hepsinde temel uzun süreli tedavidir. SNRI'lar (venlafaksin, duloksetin) da etkilidir.
- Antidepresanların etkisi haftalar içinde başlar; bu nedenle uzun soluklu tedavidir.
- Benzodiazepinler hızlı etki gösterir ve akut, şiddetli anksiyetede ya da tedavinin başında kısa süreli kullanılabilir. Ancak bağımlılık ve tolerans riski nedeniyle uzun süreli kullanımdan kaçınılır; bu, sınavın en çok vurguladığı noktadır.
- Buspiron, bağımlılık yapmayan, özellikle YAB'da kullanılan bir alternatiftir ama etkisi yavaş başlar.
- Performans/sosyal anksiyetenin bedensel belirtileri (çarpıntı, titreme) için beta-blokerler (propranolol) kullanılabilir.
Tedavi yaklaşımında tablolar arasında ince farklar vardır: özgül fobide en etkili yöntem ilaç değil, maruz bırakma temelli davranışçı terapidir. Panik bozuklukta BDT içinde solunum kontrolü ve interoseptif maruz bırakma öne çıkar. Genel kural, akut krizde kısa süreli benzodiazepin, uzun dönem kontrolünde ise SSRI ve psikoterapidir.
TUS'ta Yüksek Verim
- YAB için en az 6 ay süren, kontrol edilemeyen yaygın endişe + 6 belirtiden en az 3'ü gerekir.
- Panik atak bir tanı değil, yapı taşıdır; panik bozukluk için yineleyen beklenmedik ataklar ve en az 1 ay öngörü anksiyetesi şarttır.
- Özgül fobide tek nesne/durum, sosyal anksiyetede değerlendirilme korkusu odaktadır.
- Agorafobi panik bozukluğa sık eşlik eder.
- Birinci basamak tedavi SSRI/SNRI + BDT'dir; benzodiazepin yalnızca kısa süreli, bağımlılık riski yüksektir.
- Özgül fobide en etkili tedavi maruz bırakma (davranışçı) terapisidir.
- Performans anksiyetesinin bedensel belirtilerinde propranolol kullanılır.
- Hipertiroidi ve feokromositoma anksiyeteyi taklit eden başlıca organik tuzaklardır.
- OKB ve TSSB, DSM-5'te artık anksiyete bozuklukları grubunun dışındadır.
Özet
Anksiyete bozuklukları, patolojik düzeydeki kaygının işlevselliği bozduğu sık görülen tablolardır. Yaygın anksiyete bozukluğunda sürekli ve yaygın endişe, panik bozuklukta aniden gelen yineleyici ataklar ve öngörü anksiyetesi, fobilerde belirli bir nesne ya da sosyal değerlendirilmeye yönelik korku, agorafobide ise kaçışın güç olduğu ortamlardan kaçınma çekirdek özelliktir. Tanı öncesi hipertiroidi ve feokromositoma gibi organik nedenler dışlanmalıdır. Tedavide uzun dönem temeli SSRI/SNRI ile bilişsel davranışçı terapi oluşturur; benzodiazepin yalnızca kısa süreli kullanılır, özgül fobide ise maruz bırakma terapisi öne çıkar.
TUS Dostu soru bankasında bu konudan yüzlerce soru çözebilirsin. Sorulara git