🧠 Klinik Tıp Bilimleri

TUS Psikiyatri Soruları ve Açıklamalı Çözümleri

Soru bankamızda 687 Psikiyatri sorusu var; hepsini ücretsiz çözebilirsin.

Psikiyatri soruları ruhsal bozuklukların tanı ölçütlerini, ayırıcı tanısını ve tedavisini sorgular. TUS'ta psikofarmakoloji (ilaç seçimi ve yan etkiler) ile vaka üzerinden tanı koyma soruları ağırlıktadır.

Örnek sorular duygudurum ve psikotik bozukluklar, anksiyete bozuklukları, kişilik bozuklukları, madde kullanım bozuklukları, çocuk-ergen psikiyatrisi ve psikofarmakolojiden seçildi.

Psikiyatri — TUS'ta sık sorulan konular

  • Depresyon ve bipolar bozukluk
  • Şizofreni ve diğer psikotik bozukluklar
  • Anksiyete ve obsesif-kompulsif bozukluk
  • Travma ve stresle ilişkili bozukluklar
  • Kişilik bozuklukları
  • Madde kullanım bozuklukları
  • Çocuk ve ergen psikiyatrisi
  • Psikofarmakoloji

Açıklamalı örnek Psikiyatri soruları

Önce soruyu kendin çöz, sonra "Cevabı ve açıklamayı göster"e tıkla. Sorular ÖSYM formatında, 5 şıklı ve tek doğru cevaplıdır.

  1. Soru 1Kolay

    Majör depresif bozuklukta DSM-5 tanı kriterlerine göre tanı için EN AZ kaç semptomun EN AZ kaç hafta süreyle bulunması ve bu semptomlardan birinin ya 'depresif duygudurum' ya da 'anhedoni' olması gerekir?

    • A)3 semptom, 1 hafta
    • B)4 semptom, 1 hafta
    • C)5 semptom, 2 hafta
    • D)6 semptom, 1 ay
    • E)7 semptom, 6 ay
    Cevabı ve açıklamayı göster

    Doğru cevap: C) 5 semptom, 2 hafta

    DSM-5’e göre majör depresif bozukluk (MDB) tanısı için 9 semptomdan en az 5’inin EN AZ 2 hafta süreyle gün boyu ve neredeyse her gün bulunması; bu 5 semptomdan en az birinin depresif duygudurum ya da anhedoni olması gerekir. Dokuz semptom SIG-E-CAPS kısaltması ile özetlenebilir: uyku bozukluğu (insomnia veya hipersomni), ilgi/zevk kaybı (anhedoni), suçluluk ya da değersizlik duyguları, enerji kaybı/yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, iştah veya kilo değişikliği (>%5), psikomotor ajitasyon ya da retardasyon, tekrarlayan ölüm/intihar düşünceleri ve depresif duygudurum. Ayrıca tablo sosyal veya mesleki işlevsellikte bozulmaya neden olmalı, madde veya başka bir tıbbi durumla açıklanamamalıdır. Persistan depresif bozukluk (eski distimi) daha hafif şiddetli ve en az 2 yıl sürelidir. Tedavide ilk seçenek SSRI’lardır (fluoksetin, sertralin, essitalopram); SNRI, mirtazapin ve bupropion alternatiflerdir. Refrakter olgularda EKT, ketamin ve transkraniyal manyetik stimülasyon (TMS) düşünülür.

  2. Soru 2Kolay

    Otuz dört yaşında bir kadın hasta, başkalarının fark etmediği ya da çok önemsiz gördüğü, burnunun biçimine ilişkin bir kusurla saatlerce uğraşıyor. Sürekli aynaya bakıp burnunu inceliyor, başkalarının yüzleriyle karşılaştırıyor, makyajla gizlemeye çalışıyor ve bu yüzden sosyal ortamlardan kaçınıyor. Birçok kez estetik cerrahi düşünmüş. Görünümüyle ilgili bu uğraşı günlük yaşamını belirgin biçimde bozuyor. Bu hastada EN OLASI tanı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Beden dismorfik bozukluğu
    • B)Obsesif kompulsif bozukluk
    • C)Anoreksiya nervoza
    • D)Sosyal anksiyete bozukluğu
    • E)Sanrılı bozukluk, somatik tip
    Cevabı ve açıklamayı göster

    Doğru cevap: A) Beden dismorfik bozukluğu

    Tablo beden dismorfik bozukluğuna uyar ve DSM-5'te obsesif kompulsif ve ilişkili bozukluklar başlığı altında yer alır. Bu bozukluk, başkalarınca fark edilmeyen ya da önemsiz görülen, görünüme ilişkin bir ya da daha çok algılanan kusurla aşırı uğraşıyla tanımlanır. Kişi, bu uğraşıya tepki olarak yineleyici davranışlar (ayna kontrolü, aşırı makyaj, kusuru gizleme) ya da zihinsel eylemler (başkalarının görünümüyle karşılaştırma) gösterir. Bu uğraşı belirgin sıkıntı ya da işlev kaybı yaratır; kişiler sıklıkla yararsız estetik girişimlere yönelir. Yeme bozukluğunda uğraşı beden ağırlığı ve biçimine yöneliktir, obsesif kompulsif bozuklukta obsesyonlar görünümle sınırlı değildir. Algılanan görünüm kusuruyla aşırı uğraşı ve yineleyici denetim davranışları tanıyı belirler. Tedavide maruz bırakma-tepki önleme temelli bilişsel davranışçı terapi ve SSRI önceliklidir.

  3. Soru 3Kolay

    Altı yaşında bir erkek çocuk, dört yaşından beri ne evde ne okulda hiç konuşmadığı için getiriliyor. Oysa çocuk yakın çevresiyle, anne babasıyla evde rahatça ve akıcı biçimde konuşuyor; konuşma gelişimi ve zekâsı yaşına uygun. Yabancıların ya da öğretmenin yanında tek sözcük bile söylemiyor, yalnızca baş hareketleriyle iletişim kuruyor. Bu durum okul başarısını ve arkadaş ilişkilerini bozmaya başlamış. EN OLASI tanı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Seçici (selektif) konuşmazlık
    • B)Otizm açılımı kapsamında bozukluk
    • C)Toplumsal (pragmatik) iletişim bozukluğu
    • D)Konuşma sesi bozukluğu
    • E)Zihinsel yetiyitimi
    Cevabı ve açıklamayı göster

    Doğru cevap: A) Seçici (selektif) konuşmazlık

    Seçici (selektif) konuşmazlık; konuşmanın beklendiği belirli toplumsal ortamlarda (okul gibi) sürekli konuşamama ile birlikte, başka ortamlarda (ev) normal konuşmanın bulunmasıyla tanımlanan, anksiyete temelli bir çocukluk bozukluğudur. Tanı için durumun en az bir ay sürmesi (okula yeni başlanan ilk ay dışında), eğitim ya da toplumsal işlevi bozması ve bir dil bozukluğu ya da iletişim bozukluğuyla daha iyi açıklanamaması gerekir. Çocuğun evde akıcı konuşması, otizm ya da dil bozukluğunu dışlar; tabloya çoğunlukla sosyal anksiyete eşlik eder. Belirli ortamlarda konuşamama, diğerlerinde normal konuşma seçici konuşmazlığı gösterir; tedavide davranışçı yaklaşımlar ve gerekirse SSRI kullanılır (DSM-5-TR, Kaplan&Sadock).

  4. Soru 4Kolay

    Demans tipleri içinde en sık görülen ve klinik olarak yakın bellek bozukluğuyla başlayan tablo aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Alzheimer hastalığı (erken bulgu olarak yakın bellek bozukluğu)
    • B)Vasküler demans
    • C)Lewy cisimcikli demans (ön planda görsel varsanılar)
    • D)Frontotemporal demans (kişilik değişikliği)
    • E)Creutzfeldt-Jakob hastalığı (hızlı ilerleyici)
    Cevabı ve açıklamayı göster

    Doğru cevap: A) Alzheimer hastalığı (erken bulgu olarak yakın bellek bozukluğu)

    Alzheimer hastalığı, tüm demansların yaklaşık %60-70'ini oluşturan en sık görülen tiptir; 65 yaş üzerinde yaklaşık %10, 85 yaş üzerinde ise %35-50 oranında görülür. Patolojik olarak ekstrasellüler amiloid-β plakları ve intrasellüler hiperfosforile tau proteininden oluşan nörofibriler yumaklar ile karakterizedir. Hastalık başlangıçta entorhinal korteks ve hipokampusu tutar; bu nedenle erken ve en belirgin bulgu yakın bellek (epizodik bellek) bozukluğudur. Hasta, yakın zamanda yaşanan olayları ve yeni öğrendiği bilgileri hatırlamakta güçlük çekerken otobiyografik ve uzak anılar uzun süre korunur. Hastalık ilerledikçe kelime bulma güçlüğü (anomi), görsel-uzaysal bozukluk, apraksi, agnozi ve yürütücü işlev kaybı eklenir; geç evrede davranışsal belirtiler, akşamüstü kötüleşmesi (sundowning), gezinme, inkontinans ve yutma güçlüğü ortaya çıkar. APOE-ε4 alleli en güçlü genetik risk faktörüdür; ayrıca yaş, aile öyküsü, kardiyovasküler risk faktörleri ve düşük eğitim düzeyi risk artırır. Ayırıcı tanıda vasküler demans (basamaklı kötüleşme, fokal nörolojik bulgular), Lewy cisimcikli demans (dalgalı bilişsel durum, erken görsel varsanılar, parkinsonizm), frontotemporal demans (kişilik değişiklikleriyle erken başlangıç) ve Creutzfeldt-Jakob hastalığı (hızlı ilerleme, miyoklonus) düşünülmelidir. Normal basınçlı hidrosefali, B12 eksikliği, hipotiroidi ve nörosifiliz gibi geri dönüşlü nedenler mutlaka dışlanmalıdır. Tedavide kolinesteraz inhibitörleri (donepezil, rivastigmin, galantamin) ve memantin semptomatik etki sağlar; yeni kuşak anti-amiloid monoklonal antikorlar (lekanemab, donanemab) erken evrede ilerlemeyi yavaşlatır.

  5. Soru 5Orta

    PTSB tanılı bir gazide flashbackler, kabuslar, aşırı uyarılma, kaçınma ve duygudurum değişiklikleri mevcuttur; SSRI başlanmıştır. APA ve VA/DoD kılavuzlarına göre EN ETKİLİ psikoterapi yöntemleri hangileridir?

    • A)Yalnız benzodiazepin verilir; aşırı uyarılma baskılanınca korku belleği söner
    • B)Travma odaklı psikoterapiler olan PE, CPT ve EMDR birinci sırada uygulanır
    • C)Psikoterapi eklenmeden yalnız izlem sürdürülür; belirtiler bir yılda geriler
    • D)Birinci basamakta EKT uygulanır; travmatik anıların silinmesi hedeflenir
    • E)Travmaya değinmeyen destekleyici grup terapisi tek başına yeterli sayılır
    Cevabı ve açıklamayı göster

    Doğru cevap: B) Travma odaklı psikoterapiler olan PE, CPT ve EMDR birinci sırada uygulanır

    PTSB, travma maruziyeti sonrası en az bir ay süren intrüzyon (flashback, kabuslar, hatırlama), kaçınma, duygu ve düşüncede olumsuz değişiklik (anhedoni, suçluluk, izolasyon, amnezi) ve aşırı uyarılma (uyku bozukluğu, irritabilite, hipervijilans, abartılı irkilme) belirtileri ile karakterizedir. Tedavi çok disiplinlidir. Psikoterapi birinci basamaktır: uzun süreli maruz bırakma (PE), bilişsel işleme terapisi (CPT), göz hareketleri ile duyarsızlaştırma ve yeniden işleme (EMDR) ve travma odaklı BDT en güçlü kanıt düzeyine sahiptir. Tipik tedavi süresi 8-15 seanstır. Birinci basamak farmakoterapi SSRI'lardır (FDA onaylı sertralin ve paroksetin; ayrıca fluoksetin, essitalopram ve fluvoksamin); SNRI'lardan venlafaksin de etkilidir. İkinci basamakta TCA, MAOI ve mirtazapin yer alır. Belirti odaklı seçeneklerden prazosin (α1 antagonisti) kabuslar ve hiperarousal için kullanılır; trazodon ve mirtazapin uyku için seçilebilir. PTSB'de benzodiazepin etkisizdir, hatta tedaviye engel olabilir ve KAÇINILMASI GEREKİR. Atipik antipsikotik augmentasyonu yalnız dirençli olgularda ve dikkatle düşünülmelidir. Yeni gelişen tedaviler arasında MDMA destekli psikoterapi (Faz 3 sonuçları umut verici) ve intravenöz ketamin sayılabilir. Yaşam tarzı düzenlemeleri (yoga, mindfulness, egzersiz), grup terapisi, akran desteği ve eşlik eden alkol/madde kullanımının tedavisi tabloyu olumlu etkiler. Karmaşık PTSB ICD-11'de uzun süreli ve yineleyen travma için tanımlanmış yeni bir tanıdır; duygu düzenleme güçlüğü, olumsuz benlik algısı ve ilişki sorunları eşlik eder.

  6. Soru 6Orta

    23 yaşında erkek hasta yaklaşık 4 hafta önce başlayan tuhaf davranışlar, 'televizyonun kendisine mesaj gönderdiği' inancı, 'gökyüzünün düşüncelerine göre renk değiştirdiği' algısı (referans sanrısı), sosyal izolasyon ve uyku düzensizliği ile başvuruyor. Madde kullanımı ya da tıbbi hastalık yok; daha önce benzer bir epizot tanımlamıyor. EN OLASI tanı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Şizofreni
    • B)Şizoaffektif bozukluk
    • C)Kısa psikotik bozukluk (1 aydan kısa süreli)
    • D)Şizofreniform bozukluk
    • E)Delüzyonel bozukluk
    Cevabı ve açıklamayı göster

    Doğru cevap: D) Şizofreniform bozukluk

    DSM-5'te psikotik bozukluklar süreye göre ayrılır: Kısa psikotik bozuklukta belirtiler 1 günden uzun, 1 aydan kısa sürer ve genellikle ciddi bir stresörle ilişkilidir. Şizofreniform bozuklukta psikotik belirtiler en az 1 ay sürmüş, 6 aya henüz ulaşmamıştır; sosyal/mesleki işlevsellikte bozulma zorunlu değildir; 6 ayı aşan olgular şizofreniye dönüşür. Şizofrenide belirtilerin en az 6 ay sürmesi ve mutlaka sosyal/mesleki işlevsellikte bozulma görülmesi gerekir. Şizoaffektif bozuklukta majör duygudurum epizotu ile birlikte en az 2 hafta boyunca mood semptomu olmadan psikotik belirtilerin bulunması beklenir. Delüzyonel bozuklukta en az 1 aydır süren ve diğer psikotik belirtilerin minimal olduğu sanrılar görülür; işlevsellik genellikle korunur. Bu olguda 4 haftalık süre, referans sanrısı, sosyal izolasyon ve uyku bozukluğu en uyumlu şekilde şizofreniform bozukluğu desteklemektedir; 6 aya ulaşırsa tanı şizofreniye dönüşecektir.

  7. Soru 7Orta

    İntihar riskinin değerlendirilmesinde EN ÖNEMLİ tek prediktif faktör aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Daha önce gerçekleşmiş intihar girişimi öyküsü
    • B)İleri yaş, özellikle 65 yaş üzerinde olmak
    • C)Erkek cinsiyet ve tamamlanmış intihar oranı
    • D)Sosyal izolasyon ve yalnız yaşıyor olmak
    • E)Düşük gelir düzeyi ve süregen işsizlik
    Cevabı ve açıklamayı göster

    Doğru cevap: A) Daha önce gerçekleşmiş intihar girişimi öyküsü

    İntihar risk faktörleri çok sayıda ve birikimli olup tek bir kesin prediktör bulunmamakla birlikte bazı faktörler güçlü prediktif değere sahiptir. EN GÜÇLÜ tek faktör önceki intihar girişimi veya öz-zarar öyküsüdür; yaşam boyu intihar riskini 40 kattan fazla artırır ve ilk girişimi izleyen ilk 12 ay özellikle yüksek risklidir. Diğer demografik ve klinik risk faktörleri arasında erkek cinsiyet (erkeklerde tamamlanmış intihar 4 kat, kadınlarda girişim 3 kat fazladır), ileri yaş (özellikle 75 ve üzeri) ya da genç erişkinlik (15-24 yaş), depresyon ve bipolar bozukluk, madde kullanım bozukluğu, şizofreni (yaşam boyu %5-10), borderline kişilik bozukluğu, kronik tıbbi hastalık, yakın zamanda psikiyatrik hospitalizasyondan taburculuk (ilk 30 gün), sosyal izolasyon, işsizlik, intihar aile öyküsü, yakın zamandaki büyük kayıp, çocukluk çağı travması, ateşli silah erişimi ve umutsuzluk (depresyondan bağımsız güçlü prediktör) sayılabilir. Değerlendirmede intihar düşüncesi, plan, araç temini, niyet ve önceki davranışlar doğrudan sorgulanmalıdır; intihar düşüncesini sormanın intiharı tetiklediği inancı bir mitten ibarettir. C-SSRS yaygın kullanılan bir ölçektir. Aktif planı, niyeti ve aracı olan, kontrol edilemeyen olgularda acil hospitalizasyon gerekir. Lityum bipolar ve unipolar depresyonda intihar oranını anlamlı azaltan tek ilaçtır; klozapin şizofrenide etkilidir; ketamin/esketamin akut intihar düşüncelerini saatler içinde azaltabilir.

  8. Soru 8Orta

    Çeşitli sağlık merkezlerinde defalarca incelenip belirgin bir organik neden bulunamamasına karşın, en az altı aydır ciddi bir hastalığı olduğu ya da olacağı yönünde yoğun uğraş ve kaygı taşıyan, bedensel belirtisi olmamasına ya da çok hafif olmasına karşın hastalık fikrinden kurtulamayan, sürekli güvence arayan 40 yaşında erkek hastada işlevsellik bozulmuştur. EN OLASI tanı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Hastalık kaygısı bozukluğu
    • B)Somatik belirti bozukluğu
    • C)Konversiyon bozukluğu (işlevsel nörolojik belirti bozukluğu)
    • D)Yapay bozukluk
    • E)Yaygın anksiyete bozukluğu
    Cevabı ve açıklamayı göster

    Doğru cevap: A) Hastalık kaygısı bozukluğu

    Hastalık kaygısı bozukluğu, ciddi bir hastalığa yakalanmış olma ya da yakalanacak olma yönünde aşırı uğraş ve kaygıyla tanımlanır; bedensel belirtiler ya hiç yoktur ya da çok hafiftir, buna karşın hastalık düşüncesi belirgin kaygı yaratır, kişi sağlıkla ilgili aşırı davranışlar (tekrarlayan kontrol, doktor doktor gezme) ya da uyumsuz biçimde kaçınma gösterir ve uğraş en az altı aydır sürer. Somatik belirti bozukluğunda ön planda gerçekten var olan ve sıkıntı veren bedensel belirtiler vardır; konversiyon bozukluğunda nörolojik işlev kaybı, yapay bozuklukta belirtilerin bilinçli üretimi söz konusudur. Belirgin bedensel belirti olmadan süregen hastalık uğraşı ve güvence arayışı hastalık kaygısı bozukluğunu gösterir (DSM-5-TR, Kaplan&Sadock).

  9. Soru 9Orta

    28 yaşında kadın hastanın sağ kolunda bulunan 1 cm çapındaki pigmente lezyonun son 6 ay içinde hızla büyüdüğü, düzensiz bir görünüm aldığı ve zaman zaman kanadığı öğrenilmektedir. Muayenede lezyon asimetrik, kenarları düzensiz ve renk dağılımı heterojen olarak izlenmektedir. Bu hasta için EN OLASI tanı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Displastik nevüs
    • B)Bazal hücreli karsinom
    • C)Seboreik keratoz
    • D)Melanom
    • E)Kaposi sarkomu
    Cevabı ve açıklamayı göster

    Doğru cevap: D) Melanom

    Tanımlanan klinik tablo melanom ile uyumludur. Melanom, melanositlerden köken alan ve cilt kanserleri içinde en yüksek ölüm oranına sahip agresif bir malignitedir; ileri evrede prognoz oldukça kötü olmakla birlikte erken tanıda küratif tedavi mümkündür. Risk faktörleri arasında yoğun aralıklı UV maruziyeti ve geçirilmiş güneş yanıkları, açık ten (Fitzpatrick I-II), kızıl/sarı saç, çiller, çok sayıda nevüs (>50), atipik nevüs sendromu, ailesel melanom öyküsü (CDKN2A, CDK4 mutasyonları), immün baskılanma, ksenoderma pigmentozum ve büyük konjenital nevüsler yer alır. Şüpheli lezyon değerlendirmesinde ABCDE kriterleri kullanılır: A (asimetri), B (düzensiz kenar), C (renk değişkenliği), D (>6 mm çap) ve E (zaman içinde değişim — büyüme, kaşıntı, kanama, ülserasyon). Bu olguda lezyonun asimetrik olması, kenarlarının düzensizliği, renk dağılımının heterojen olması, 10 mm boyutunda olması ve hızlı büyüme ile kanama öyküsünün bulunması nedeniyle ABCDE kriterlerinin tamamı pozitiftir. Tanı için tüm lezyonu kapsayan, 1-3 mm sağlam doku marjını içeren eksizyonel biyopsi tercih edilir; insizyonel veya shave biyopsiden kaçınılmalıdır. Patolojik değerlendirmede prognoz açısından en kritik parametre Breslow kalınlığıdır; ayrıca ülserasyon, mitotik hız ve BRAF V600E mutasyonu hedefli tedavi açısından araştırılır. Lenfojen ve hematojen yayılım görülebilir; sentinel lenf nodu biyopsisi genellikle Breslow >0,8 mm olan olgularda önerilir. Tedavide erken evrede geniş lokal eksizyon, ileri evrede ise pembrolizumab, nivolumab ve ipilimumab gibi immün kontrol noktası inhibitörleri ile BRAF mutant olgularda vemurafenib-kobimetinib gibi hedefli ajanlar kullanılır. Diğer seçenekler arasında displastik nevüs henüz malign değildir, bazal hücreli karsinom indolent ve metastaz potansiyeli düşüktür, seboreik keratoz yapışık görünümlü benign bir lezyondur, Kaposi sarkomu ise HHV-8 ile ilişkili olup özellikle immün baskılanmış hastalarda görülür.

  10. Soru 10Orta

    Major depresif bozukluk nedeniyle bir antidepresan kullanan 50 yaşında erkek hasta; ilaç değiştirildikten sonra ağız kuruluğu, kabızlık, idrar yapmada güçlük, bulanık görme, çarpıntı, ortostatik baş dönmesi ve aşırı sedasyondan yakınıyor. Hekim, bu yan etkilerin ilacın muskarinik, histaminik ve alfa-adrenerjik reseptörleri bloke etmesine bağlı olduğunu, aşırı dozda ölümcül aritmilere yol açabileceğini belirtiyor. Bu yan etki örüntüsü aşağıdaki ilaç gruplarından hangisiyle EN UYUMLUDUR?

    • A)Trisiklik antidepresanlar
    • B)Seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI)
    • C)Serotonin-noradrenalin geri alım inhibitörleri (SNRI)
    • D)Monoamin oksidaz inhibitörleri
    • E)Mirtazapin
    Cevabı ve açıklamayı göster

    Doğru cevap: A) Trisiklik antidepresanlar

    Trisiklik antidepresanlar (amitriptilin, imipramin, klomipramin, nortriptilin) serotonin ve noradrenalin geri alımını engellemenin yanı sıra muskarinik, histaminik H1 ve alfa-1 adrenerjik reseptörleri de bloke eder. Antikolinerjik etkiler ağız kuruluğu, kabızlık, idrar tutukluğu ve bulanık görmeye; H1 blokajı sedasyon ve kilo alımına; alfa-1 blokajı ortostatik hipotansiyona yol açar. En önemlisi, sodyum kanallarını bloke ederek kardiyak ileti üzerine kinidin benzeri etki gösterirler; bu yüzden aşırı dozda QRS genişlemesi ve ölümcül aritmilere neden olarak dar terapötik aralık taşırlar. Seçici serotonin geri alım inhibitörleri ve SNRI'ler bu reseptör blokajını belirgin biçimde yapmaz, bu nedenle bu yan etkiler azdır. Antikolinerjik, sedatif, ortostatik ve kardiyotoksik etki örüntüsü trisiklik antidepresanları gösterir (Goodman&Gilman).

  11. Soru 11Orta

    Bir trafik kazasında yakınını kaybeden 29 yaşında kadın hasta, olayın üzerinden dört ay geçmesine karşın; kazayı sık sık zihninde yeniden yaşadığını, kâbuslar gördüğünü, kazayı anımsatan yer ve durumlardan kaçındığını, sürekli tetikte ve irkilgen olduğunu, geceleri uyuyamadığını ve kendini sürekli suçlu hissettiğini anlatıyor. Belirtiler işlevselliğini belirgin biçimde bozuyor. EN OLASI tanı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Travma sonrası stres bozukluğu
    • B)Akut stres bozukluğu
    • C)Uyum bozukluğu, kaygılı ve çökkün duygudurumla
    • D)Yaygın anksiyete bozukluğu
    • E)Komplike yas
    Cevabı ve açıklamayı göster

    Doğru cevap: A) Travma sonrası stres bozukluğu

    Travma sonrası stres bozukluğu; gerçek ya da göz korkutucu bir ölüm, ağır yaralanma ya da cinsel saldırı tehdidine maruz kalma ardından dört belirti kümesiyle tanımlanır: yeniden yaşantılama (istem dışı anılar, kâbuslar, geri dönüşler), kaçınma (olayı anımsatan düşünce/durumlardan uzaklaşma), biliş ve duygudurumda olumsuz değişiklikler (kendini ya da başkalarını suçlama, sürekli olumsuz duygular) ve uyarılmışlıkta artış (irkilme, tetikte olma, uyku bozukluğu, öfke). Belirtiler bir aydan uzun sürer ve işlevselliği bozar. Akut stres bozukluğunda belirtiler üç günle bir ay arasındadır; uyum bozukluğunda travmatik olay ölçütü ve bu belirti örüntüsü yoktur. Bir aydan uzun süren, dört kümede tam tablo travma sonrası stres bozukluğunu gösterir (DSM-5-TR, Kaplan&Sadock).

  12. Soru 12Orta

    Otizm spektrum bozukluğu tanılı 4 yaşındaki erkek çocukta sosyal etkileşim eksikliği, dil gecikmesi ve yineleyici davranışlar (sallanma, el çırpma) gözlenmektedir. EN UYGUN değerlendirme ve tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Yalnız ilaç tedavisi başlanır; risperidon çekirdek sosyal iletişim eksikliğini de düzeltir
    • B)Erken yoğun davranışsal müdahale ile konuşma ve ergoterapi uygulanır; ilaç belirti odaklıdır
    • C)Konuşmanın kendiliğinden gelişmesi beklenerek okul çağına kadar yalnız izlem yapılır
    • D)Aşı takvimi durdurulur; maruziyetin azaltılmasıyla belirtilerin gerilemesi beklenir
    • E)Glutensiz ve kazeinsiz eliminasyon diyeti tek başına yeterli tedavi olarak uygulanır
    Cevabı ve açıklamayı göster

    Doğru cevap: B) Erken yoğun davranışsal müdahale ile konuşma ve ergoterapi uygulanır; ilaç belirti odaklıdır

    Otizm spektrum bozukluğu (OSB) DSM-5'te sosyal iletişim ve etkileşimde belirgin eksiklik (sosyal-duygusal karşılıklılık, sözel olmayan iletişim, ilişki kurma) ve kısıtlı/yineleyici davranışlar (stereotipi, rutin direnci, dar ilgi alanı, duyusal hassasiyet) ile tanımlanır; belirtiler erken gelişim döneminde başlar ve işlevsel bozulma yapar. Yaygınlığı yaklaşık %1-2'dir; erkeklerde dört kat fazladır. Etyoloji çoklu etkenlidir (kalıtsallık ~%80; FMR1, MECP2, TSC; ileri ebeveyn yaşı, prematürite, intrauterin enfeksiyon, anne valproat maruziyeti). AŞILAR otizme NEDEN OLMAZ. Komorbiditeler arasında zihinsel engellilik, epilepsi, uyku bozukluğu, GİS sorunları, anksiyete, DEHB, OKB ve depresyon yer alır. AAP rutin gelişim taramasını 9, 18 ve 30. aylarda; OSB taramasını ise 18 ve 24. aylarda M-CHAT-R/F ile önerir. Tanı çok disiplinli ekipçe ADOS-2 ve ADI-R ile konur; odyometri, genetik test, nörolojik değerlendirme ve bilişsel test ek incelemelerdir. Birinci basamak tedavi davranışsal-gelişimsel müdahaledir: uygulamalı davranış analizi (ABA), erken Denver modeli (ESDM), PECS, sosyal beceri grupları ve TEACCH. Konuşma ve dil terapisi, ergoterapi ve eğitim desteği (BEP) tamamlayıcıdır. OSB'nin temel belirtileri için onaylı ilaç YOKTUR. Belirti odaklı tedavi ile irritabilite/agresyon için risperidon (5-16 yaş FDA onaylı) ve aripiprazol (6-17 yaş FDA onaylı) kullanılır; DEHB için stimülan, atomoksetin ve α2 agonistleri; anksiyete/OKB/depresyon için SSRI; uyku için melatonin verilir. Eliminasyon diyetlerinin kanıt düzeyi düşüktür. Erken müdahale (özellikle 2-3 yaş öncesi) en iyi sonucu sağlar.

  13. Soru 13Zor

    Tedaviye dirençli şizofreni nedeniyle klozapin kullanan 30 yaşında erkek hasta; birkaç gündür süren yüksek ateş, boğaz ağrısı ve halsizlikle başvuruyor. Tam kan sayımında belirgin nötropeni saptanıyor. Bu tablo göz önüne alındığında EN UYGUN ilk yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Klozapini derhal kesip enfeksiyon yönünden izlemek
    • B)Klozapin dozunu artırıp antibiyotik eklemek
    • C)Klozapini sürdürüp yalnızca antipiretik vermek
    • D)Klozapine bir başka antipsikotik eklemek
    • E)Lityum ekleyerek nötrofil sayısını yükseltmeye çalışmak
    Cevabı ve açıklamayı göster

    Doğru cevap: A) Klozapini derhal kesip enfeksiyon yönünden izlemek

    Klozapin, tedaviye dirençli şizofrenide en etkili antipsikotik olmakla birlikte, en korkulan yan etkisi yaşamı tehdit eden agranülositozdur; bu nedenle kullanan hastalarda düzenli lökosit ve mutlak nötrofil sayımı izlemi zorunludur. Ateş, boğaz ağrısı ve halsizlikle başvuran bir hastada belirgin nötropeni saptandığında ilk ve temel adım klozapini derhal kesmek, hastayı enfeksiyon yönünden değerlendirip izlemek ve gerekirse destekleyici tedavi (enfeksiyon kontrolü, gerektiğinde G-CSF) uygulamaktır; klozapin agranülositoz nedeniyle kesildiğinde kural olarak yeniden başlanmaz. Dozu artırmak ya da değişiklik yapmadan sürdürmek hayati risk yaratır. Klozapin kullanan hastada nötropeni/agranülositoz geliştiğinde ilk adım ilacı derhal kesmektir (Kaplan&Sadock; Goodman&Gilman).

  14. Soru 14Zor

    Şizoaffektif bozukluğu şizofreniden ayıran temel klinik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Yalnızca işitsel halüsinasyonların ön planda olması
    • B)Duygudurum belirtisi olmadan en az 2 haftalık psikoz dönemi
    • C)Yalnızca manik epizodun bulunması ve psikozun olmaması
    • D)Yalnızca depresif epizodun tabloya tek başına eşlik etmesi
    • E)Tek başına yaygın anksiyete belirtilerinin bulunması
    Cevabı ve açıklamayı göster

    Doğru cevap: B) Duygudurum belirtisi olmadan en az 2 haftalık psikoz dönemi

    Şizoaffektif bozuklukta şizofreni belirtileri (sanrı, halüsinasyon, dezorganizasyon) ile duygudurum bozukluğu (manik veya depresif epizod) bir arada bulunur. Tanı için, hastalık süresi içinde duygudurum belirtileri olmaksızın en az 2 hafta boyunca sanrı veya halüsinasyon yaşanmış olması gerekir; bu özellik onu şizofreniden ayırır (şizofrenide duygudurum belirtileri ya yoktur ya da kısa sürelidir). Aynı zamanda duygudurum belirtilerinin toplam hastalık süresinin önemli bir bölümünde bulunması gerekir; bu da onu yalnızca majör depresyon ya da bipolardan ayırır. Prognoz şizofreni ile bipolar arasında yer alır. Tedavide antipsikotik ile birlikte duygudurum dengeleyici veya antidepresan kullanılır.

  15. Soru 15Zor

    Otuz iki yaşında bir kadın hasta, uzun süredir şiddetli alkol kullanım öyküsü ile getiriliyor. Akut olarak konfüzyon, gözlerde hareket kısıtlılığı ve nistagmus ile dengesiz yürüyüş tablosu sergiliyor. Bu hastaya glukoz verilmeden önce yapılması gereken EN UYGUN girişim aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Glukozdan önce parenteral tiamin uygulanması
    • B)Önce yüksek doz glukoz, ardından tiamin verilmesi
    • C)Doğrudan antipsikotik başlanması
    • D)Yalnızca benzodiazepin verilip izlenmesi
    • E)Önce magnezyum, glukoz ve tiaminin birlikte ertelenmesi
    Cevabı ve açıklamayı göster

    Doğru cevap: A) Glukozdan önce parenteral tiamin uygulanması

    Tablo Wernicke ensefalopatisine uyar ve doğru sıralama yaşamsal önemdedir. Wernicke ensefalopatisi, tiamin (B1 vitamini) eksikliğine bağlı, konfüzyon, oftalmopleji-nistagmus ve ataksi üçlüsüyle giden akut bir nörolojik acildir; en sık kronik alkol kullanımına bağlı görülür. Tiamin, glukoz metabolizmasında kofaktördür; eksik tiaminli bir hastaya önce glukoz verilirse kalan tiamin hızla tükenir ve Wernicke tablosu tetiklenebilir ya da ağırlaşabilir. Bu nedenle alkol kullanan ya da beslenme bozukluğu olan bir hastada glukozdan önce mutlaka parenteral tiamin verilmelidir. Tedavi gecikirse tablo, kalıcı bellek bozukluğuyla giden Korsakoff sendromuna ilerleyebilir; bu durumda anterograd amnezi ve konfabülasyon ön plandadır. Bu hastada doğru yaklaşım, glukoz öncesi tiamin uygulanmasıdır; bu basit önlem kalıcı nörolojik hasarı önler.

Tüm Psikiyatri sorularını çöz

687 soru, anında puanlama ve detaylı açıklamalarla. Üye olmadan başlayabilirsin.

Branşlara göre TUS soruları

Her branşın sayfasında TUS'ta sık sorulan konuları ve açıklamalı örnek soruları bulabilirsin. Sorular ÖSYM formatında, 5 şıklı ve detaylı çözümlüdür.

Temel Tıp Bilimleri (TTBT)

Klinik Tıp Bilimleri (KTBT)